pelinsel
83 Takipçi | 0 Takip
Hakkımda


Bir İzmirli olarak, hayran olduğum şehirden biraz uzak bir şehirde öğretmenlik yaparken, hayatın merkezine eğitim ve edebiyatı koyarak, çevresinde yavaşça yürümeye çalışıyorum...

Kendimi tanıtma çabasında değilim, olmadım da bu güne kadar...

Bu blog sayfasını yazılarımı bir araya toplamak amacıyla oluşturdum, tek ricam isimsiz alıntı yapılmamasıdır.

Saygılarımla...

Pelin ÖZASLAN


İletişim Adresi:

pelinozaslan87@gmail.com


ZİYARETÇİ DEFTERİM



NELER YAZMIŞLAR


BEN DE YORUM YAZMAK İSTİYORUM


Önceki ziyaretçi defterim -ne yazık ki içerisindeki güzel yorumlarla birlikte- artık açılmadığı için onu iptal edip yerine yeni bir ziyaretçi defteri oluşturmak zorunda kaldım... Bilginize...
Kategorilerim

Deneme Yazıları

Yaşamın İçinden

Şiir

Öylesine

Şairlerin Kaleminden

=Pelinsel Cümleler=



Umut enstitüsünün başarılı bir öğrencisiyim ben; ne sınıf geçme kaygım var ne de devamsızlık sorunum...(Pelin)

Küçükken düşünce dizlerim kanardı, yine düştüm yine kanadı; ben büyüdüm zannederken demek ki bir yanım hep çocuk kaldı...(Pelin)

Çekince koptuğu için mi bilinmez ama en çok çekilmez olduğu zaman güzel geliyor hayat bana...(Pelin)

Kendimiz onuncu köyde yaşadığımızdan seviyoruzdur belki de dokuz köyden kovulmuş insanları...(Pelin)

Her şey bitti dediğim anda mucizeler yaratıyor, mucize beklediğim anda her şeyi bitiriyorsun... Biliyor musun hayat sen beni çok yoruyorsun...(Pelin)

Kulaklarımda süslü bir küpeydi aşk, alıp fırlattım bir kenara; artık ağırlığı yoktu bedenimde ama görüntümde bir şeyler eksik kaldı...(Pelin)

Yakışmadığı halde kırmızı ruj sürmekte ısrar eden biri kadar ısrar ediyoruz hayat seni yaşamaya, yakışmadığını bile bile...(Pelin)

Ben haklıyım, sen haklısın, onlar da haklı; haksızlık ise hepimizin haklı olması...(Pelin)

Önce saklambaç oyununda kendi kendimi saklayasım, sonra da başka bir oyuna dalıp sakladığım yerde kendimi unutasım var...(Pelin)

İnsanlar vardır hayattan beklentileri olan, hayatlar vardır insanlardan beklentileri olan... Her iki durumda da mutluluğa ulaşmak zordur... Mutluluk; ulaşılması güç olan hedeflere ulaşamamak ancak ulaşma umuduyla yaşamaktır aslında...(Pelin)

3.vitesinde gibiyim hayatın; yavaşlasam kızıp kornaya basanlar var, hızlansam ceza kesenler...(Pelin)

Önsözü özenle hazırlanmış ancak yazılması yarım bırakılmış bir kitap gibiydi yaşam...Başlangıcı sağlam, sonu belirsiz...(Pelin)

-Elden gel…
-Elden mi geleyim? Oysa ben yanlış duraklara uğramadan gelmek istemiştim sana, elleri sokmadan aramıza…(Pelin)

Kulaklarımda süslü bir küpe oldu aşk; takınca beni tamamladı, çıkarıp yerine koyunca aklım hep onda kaldı… (Pelin…)

Diğer İçeriklerim (237)
Tüm içeriklerim
Savunmam

Yazılarımın, şiirlerimin, öykülerimin; yazdıklarımın ya da yazamadıklarımın, ulaşabildiklerimin ya da ulaşamadıklarımın ve de ayrıca kördüğüm olmuş olan bütün duygularımın; tek sorumlusu, tek suçlusu ve aynı zamanda tek üreticisi bizzat ve bir başıma benim... Bütün suçu üstlenmek suretiyle doğru ya da yanlışın hangisi olduğunu bilmediğimi itiraf ederim...

Suçlamalarda üç noktalara kafayı takmış bir deli olduğum söylense de savunmamda; yaşadığımız böylesi bir karmaşık düzende, dengesiz dünyanın dengeli insanlarından birisi olmaya çalışırken, hayata bir iz bırakma çabasında olduğum yazar sadece...

Bu güne kadar yaptıklarımın hafifletici sebepler olması dolayısıyla şimdi sizlerden tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum......

Yaşadığımız garip bir dünya; ama ondan daha da garip olan bir şey varsa o da benim işte... İşte belki tüm bunlardan dolayı ya da belki de sadece kendimden dolayı, her ne kadar adımın ilk harfinin büyük yazılması beni özel yapmaya zorlasa da ben tıpkı geriye kalan harfler misali basit olma çabasındayım... Ama yine de biliyorum ki başka bir ben daha yok bu dünyada ve olmayacak da... :))

Kim miyim ben?

Pelin...

Gün gelir siz de tanırsınız beni...

Saygılarımla...
Takipçilerim (83)
.................................




Pelin ÖZASLAN ©
2008-2017 [...]
Tüm Hakları Saklıdır


14 01 2018

KALDIRIM

KALDIRIM |  görsel 1

  Yine aynı kaldırım taşındayım… Daha önceki iki gelişimde en azından nasıl geldiğimi anımsar durumdaydım ancak bu sefer kendimi doğrudan aynı soğuk kaldırım taşında buluyorum… Acı çekmekle, acının ulaştığı son noktada acıyı hissetmemek arasında büyük fark varmış. Aynı kaldırım taşındayım; ama sorsanız önceki sebepler de neymiş derim... Yine haklı sebeplerim var cebimde ancak yanında biraz gariplik ile… Bir kere anlamsız bir sakinlik söz konusu donuk ruhumda... Nefes alabiliyorum mesela, yağmur da yağmıyor ayrıca… Yağsa da şu anda gizlemek isteyeceği gözyaşına sahip değilim ki… Rüzgar da yok hem, saçlarım yalnızlığımı azaltmak için sarılmıyorlar bana… Kör kemancı deseniz, birlikte yaşamaya başladık neredeyse diyebilirim, o çalıyor insanın ruhunu zedeleyen nağmelerini, ben dinliyorum sabırla... Lakin henüz isyan etmiş değilim çalışına… Başımı dizlerimin arasına da almadım bu sefer mesela, aynı soğuk kaldırım taşındaki aynı ağaca sırtımı yaslayıp karşıya bakıyorum sadece boş boş… İnsanlar geçmeye devam ediyorlar önümdeki yoldan. Benden tarafa bakıyorlar ama göremiyorlar. Görebilenler ise baktığını belli etmeden devam ediyorlar yollarına, benim onları gördüğümden habersizce… Ne yalnızlığım canımı acıtıyor artık, ne de üşüyor olmam… Öylece tüm sessizliğimle oturuyorum aynı soğuk kaldırım taşındaki aynı ağacın önünde… Kör kemancı halen yanımda, beni isyan ettirmek için çalmaya devam ediyor… Üşüyorum evet, değişmeyen tek gerçek üşüyor olmam galiba… Bir insanın en dip noktada olduğunu nereden anlarsın diye sorarsanız: “Sessizliğine bakarım..” diye cevap veririm. Sadece susar çünkü bazı insanlar… Bir... Devamı

30 05 2017

İŞARETLER

İŞARETLER |  görsel 1

3-2-1 Kayıt… Film başlıyor… Hiç düşündünüz mü, beyaz perdeye ya da sihirli kutuya düşmeden önce kim bilir ne sancılı dönemlerden geçiyordur gerçekliğin hayal gücüyle birleşimi… Bir bilet alıyoruz sadece ve misafirliğimiz başlıyor bir başkasının hayal gücüne, fikirlerine, yaşamlarına… İzliyoruz sadece kendi açımızdan yorumlayarak ve belki de hiç düşünmüyoruz tüm bu izlenenlerin aslında gerçeğin kendisi olduğunu… Bir film başlıyor ve ben izliyorum bir başıma ekran karşısında ya da düşünmekten izleyemiyorum belki de… İlgimi çekmiyor izlediğim filmin başrol oyuncusu ya da onun oyunculuğu… Sadece nasıl yazıldığını merak ediyorum senaryosunun; kurgusu nasıl olgunlaştı diye tahminler yürütüyorum, kimler vardı işin mutfak kısmında, kimler minik dokunuşlarla hayat verdi bu izlediğim filme diye düşünüyorum… İşaretlere inanır mısınız… Tesadüfler mi dersiniz yoksa siz onlara… Bir film başlıyor ekranda ve ben bu filmin bana bir şeyler anlatmaya çalıştığını hissediyorum… Sahneler değişiyor, roller sabit, inişli çıkışlı olaylar; simgeler, müzikler, diyaloglar… Hepsi el ele tutuşmuş da görmek istemediğim bir dünyayı göstermeye çalışıyorlar sanki bana… Sahi, inanıyor muydunuz siz işaretlere? Bir film düşlüyorum ve film bir anda benim çevremde şekillenmeye başlıyor. Tam önümde duran bir senaryo görüyorum. Oradan oraya koşuşturan insanların bir filme can vermeye çalıştıklarına şahit oluyorum. Sesimi çıkarmıyorum ve bir köşeden gözlemliyorum sadece tüm olanları ve olacakları… İnsanlar tanıyorum özlemini duyduğum türden, muhabbetler ediyorum son bulmasını istemed... Devamı

09 05 2016

RİVAYET

RİVAYET |  görsel 1

  Rivayet şudur ki; bir Kızılderili atasözüne göre, uykusuz kaldığımız gecelerin sebebi aslında bir başkasının rüyasında uyanık kaldığımız içinmiş... Bir başkası… Kim ki acaba o… Onlarca bir başkası… Hepsi ayrı bir yaşam hikâyesi, hepsi ayrı bir yazı sebebi… Oysa bırakmıştık değil mi insanları kelimeleştirme alışkanlığımızı… “Yanlış yerinden yaşamaya başlarsan bu hayatı, hep yanlış gider” derler… Biz diyenlerin yalancısıyız. Doğru sanırım… Yanlış insanlarla doğru muhabbetler yaparken, doğru insanlarla bir türlü muhabbete başlayamamış olmamıza kızgınlığımız bundan olsa gerek… Oysa ne diyor şair; Bir gün kaldığın yerden başlayacaksın Biri seni bulacak... Önce korkacaksın eski acılara yakalanmaktan Biraz ürkeceksin! Ne kadar dirensen de nafile... İnsansın sonuçta, seveceksin… Eski acılara bakıp da küsme sevdalara... Gâvura kızıp da oruç bozulmaz! Sök at kafandan acaba'ları.! Bir kemik aynı yerden iki defa kırılmaz... Can Yücel   Ne yaptın be şair baba, sözlerimi bitirdin bir şiirle… Neyse, ne diyorduk… Birçok insan, birçok hayat hikâyesi… Dinler oldum son zamanlarda insanları, anlamaya başladım, haklı buldum çoğunu kendi içerisinde değerlendirdiğimde… Asıl sorun, sanırım bizim haklı noktalarımız ile diğer insanların haklı noktalarının birleşmemesi oldu… Nice insan… Kimisi özünde çok iyi… Kıymet bilmemeyi tercih ettik, yazık ettik iyi insanlara… İyi insanların kaderiydi belki de bu acımasız hayatta kaybetmek… Kimisi ise bizim hayattaki sınanma sebebimiz oldu, olmaya devam ediyor… En güçlü taraflarımızla direniyoruz kapılmamak, aynı hatalara düşmemek adına&helli... Devamı

18 08 2015

ZAMAN

ZAMAN |  görsel 1

  Bilirsiniz işte; ait olmadığınız bir yerde, ait olmadığınız bir zamanda olma duygusu... Bilmez misiniz yoksa? Şu yaşadığımız dünyada nefes almaya başladığımdan beri akıp giden düzene ayak uydurmak için çalışıp durdum... Aslında tüm çabam basit bir insan olabilmek içindi... Başaramadım... Çok istedim oysa basit bir yaşamı, çoğu insan beğenmezken basit yaşamını, ben imrenip durdum onlara... Özel olmak olmadı hiçbir zaman amacım, mutlu oldum zira en basit durumlardan... Mutsuzluklarım da aynı basit sebeplerden olacak zannettim... Beceremedim bana verilen rolleri oynamayı, üzerime düşen görevleri yerine getiremedim... Beklentileri gerçekleştirmek bana göre olmadı hiç. Ardımda mutsuz insanlardan çok mutlu insanlar bırakmayı başardım oysa. Varlığımla mutlu edemediğim insanların yokluğumla mutlu olduklarını görmek ise tek tesellim oldu benim... Vazgeçişlerim planladıklarımdan da fazla oldu. Planlarım ise çoğu zaman tutmadı... Zamansız bir zamanında yaşadım yaşamımı, bir zamanlama hatası olduğunu hissettim hep, hisler de yanıltıcı olabilir diyerek avuttum kendimi. Seçimlerim sanılanın aksine hep yanlış yollardan yana oldu. Bilmediğim bir zamanın bilmediğim ve daha önce hiç karşılaşmadığım yollarında kayboldum haklı olarak. Tahmin ettiğimden daha çok düştüm yollarda ama her düştüğümde kendimce amaçlar yaratıp onların hatırına kalkmayı başardım... Amaçlar tükenince ise kesin olarak kabullendim yaşamın yanlış zamanında olduğumu. Gelecekte bir zaman mıydı yoksa geçmişte bir zaman mıydı doğru olan bilemesem de şu anı yaşamadığıma inandırdım kendimi... Uç noktalarda duygularımı yaşamaktan, empati duygusunun hakkını vermekten, gözlem yapmaktan ve insanlardaki görünmeyenleri görebilmekten, karmaşığın &ou... Devamı

17 11 2014

TESADÜF

TESADÜF |  görsel 1

  “Tesadüf diye bir şey yoktur, olması gereken olur…” diyor bir filmde ve tek bir cümle beni tekrardan yazmaya itiyor. Yazıyorum ama sebebini bilmiyorum bu sefer, tıpkı senin bu yazıyı okuma sebebini bilmediğin gibi... Vicdanını mı  rahatlatıyorsun sevgili okurum yoksa suskun dillerim kelimelerle çözülür diye bir arayış içerisinde misin… Ne arıyorsun… Ne okumak istiyorsun… Kendi yanlışlarını benim kısır kelimelerimde aramayı ne zaman bırakacaksın… *** Tekrardan merhaba sevgili okurum, nasılsın görüşmeyeli… Ben iyiyim, film izlediğim zamanlar dışında…  Ruhumun ikametini insanlardan aldırdığımdan beri iyiyim… İyi olmam sadece filmlerden etkilenmeme engel olamıyor, o kadar… Şaşırdın değil mi uzun zamandır duymadığın bu cevabıma. Nedenini bilmiyorum ama garip bir yaşama sevinci, adı konulamayan bir mutluluk gelip sabitlendi ruhuma…  Boğazıma yapışan yanık kokulu kelimelerin içtiğim kahvenin telvesine verdiği tada benzer bir tat verdi hayatıma bu mutluluk… Her an düşeceğim korkusuyla yerden metrelerce yükseklikte -bulunduğu durumun aksine- sağlam adımlarla yürümeye çalışan bir ip cambazıydım sanki… Düştüm ve attım o beni mutsuz eden tedirginliği üzerimden, tekrar ipin üzerine çıkmalısın diyenlere gülüp geçerek… Mutluyum bir süredir, benim de anlam veremediğim iplemez bir gülüş yerleşti dudağımın kenarına… Düşmek yaradı belki de ip cambazı misali ruhuma. Ya da kim bilir belki de mutsuz olma doyumsuzluğuna ulaşmıştır artık ruhum… Dünya yıkılsa olgunlukla karşılayacak durumdayım zira… İyiyim ama korkuyorum sevgili okurum… Biz insanlar neden mutlu olduğumuz zamanlarda korkarız acaba… Mutlu olmayı hak etmediğimizi mi düş&uum... Devamı

20 10 2014

YARIM YARIM

YARIM YARIM |  görsel 1

  “Bazı şeyler yarım yaşanır, her şeyi tamamlamaz hayat” Severim kelimelerin anlamlarını… Sırf bu yüzden belki de yabancı şarkılarla pek aram yoktur. Anlamadığım sözleri dinlemek zevk vermez bana… Anlamak isterim, yaşamak isterim, hissetmek isterim… Zira istisnaların kaideyi bozmadığı bir gecedeyim… Yarım kalmış şarkılarım var benim, yarım kalmış yazılarım gibi… Hüzün dolu, acı dolu, mutluluk dolu, sevinç dolu… Tüm karışık duygularımı içinde sakladığım, dinlemeye korktuğum, yazmaktan çekindiğim… Tamamlanmıyor ne yazık ki çoğu yazı, yarım kalıyor kimisi, kimisi de bekliyor yıllarca yazılmayı… Yaşadığımız hayatı, yazdığım yazılara benzetiyorum çoğu zaman. İçerisinde her telden yaşanmışlığı barındırırken her birisinde farklı bir duyguyu saklıyor. Tam ortasındayım Ekim ayının, hayatımın tam ortasındayım diyebileceğim bir yaşta… Oysa ki daha “Hoşgeldin Eylül” bile diyemeyişimin pişmanlığındayım. Nasıl telafi edilir bir pişmanlık bilmiyorum, hiç pişman olmadım ki ben bu güne kadar, nereden bileyim… “Bazen inceldiği yerden sarmamak lazım” diyor bir ses. Tanıdık bir ses… Eskilerden bir ses… Dinliyorum sadece, havadan sudan konuşarak da saçmalayabiliyorum laf aralarında… Anıların zihnimde canlanmasına sebep olan bir sesi duymak hoşuma gidiyor. Hayır, pişmanlık değil hissettiğim, özlem de değil, umut da değil… Ne kendime pay çıkarıyorum, ne de farklı anlamlar arıyorum duyduğum seste… Sadece ve sadece mutlu oluyorum o anda hem ses adına hem de kendi adıma… “Bir başladık yaşamaya, gerisi geldi işte…” diye devam ediyor ses… Ruhuma garip bir şekilde huzur veren bir ses, mutlu olmak için bir sebebim olmadığı halde mutlu olmama sebep olan bir ses. “Hep ö... Devamı