pelinsel
84 Takipçi | 0 Takip
Hakkımda


Bir İzmirli olarak, hayran olduğum şehirden biraz uzak bir şehirde öğretmenlik yaparken, hayatın merkezine eğitim ve edebiyatı koyarak, çevresinde yavaşça yürümeye çalışıyorum...

Kendimi tanıtma çabasında değilim, olmadım da bu güne kadar...

Bu blog sayfasını yazılarımı bir araya toplamak amacıyla oluşturdum, tek ricam isimsiz alıntı yapılmamasıdır.

Saygılarımla...

Pelin ÖZASLAN


İletişim Adresi:

pelinozaslan87@gmail.com


ZİYARETÇİ DEFTERİM



NELER YAZMIŞLAR


BEN DE YORUM YAZMAK İSTİYORUM


Önceki ziyaretçi defterim -ne yazık ki içerisindeki güzel yorumlarla birlikte- artık açılmadığı için onu iptal edip yerine yeni bir ziyaretçi defteri oluşturmak zorunda kaldım... Bilginize...
Kategorilerim

Deneme Yazıları

Yaşamın İçinden

Şiir

Öylesine

Şairlerin Kaleminden

=Pelinsel Cümleler=



Umut enstitüsünün başarılı bir öğrencisiyim ben; ne sınıf geçme kaygım var ne de devamsızlık sorunum...(Pelin)

Küçükken düşünce dizlerim kanardı, yine düştüm yine kanadı; ben büyüdüm zannederken demek ki bir yanım hep çocuk kaldı...(Pelin)

Çekince koptuğu için mi bilinmez ama en çok çekilmez olduğu zaman güzel geliyor hayat bana...(Pelin)

Kendimiz onuncu köyde yaşadığımızdan seviyoruzdur belki de dokuz köyden kovulmuş insanları...(Pelin)

Her şey bitti dediğim anda mucizeler yaratıyor, mucize beklediğim anda her şeyi bitiriyorsun... Biliyor musun hayat sen beni çok yoruyorsun...(Pelin)

Kulaklarımda süslü bir küpeydi aşk, alıp fırlattım bir kenara; artık ağırlığı yoktu bedenimde ama görüntümde bir şeyler eksik kaldı...(Pelin)

Yakışmadığı halde kırmızı ruj sürmekte ısrar eden biri kadar ısrar ediyoruz hayat seni yaşamaya, yakışmadığını bile bile...(Pelin)

Ben haklıyım, sen haklısın, onlar da haklı; haksızlık ise hepimizin haklı olması...(Pelin)

Önce saklambaç oyununda kendi kendimi saklayasım, sonra da başka bir oyuna dalıp sakladığım yerde kendimi unutasım var...(Pelin)

İnsanlar vardır hayattan beklentileri olan, hayatlar vardır insanlardan beklentileri olan... Her iki durumda da mutluluğa ulaşmak zordur... Mutluluk; ulaşılması güç olan hedeflere ulaşamamak ancak ulaşma umuduyla yaşamaktır aslında...(Pelin)

3.vitesinde gibiyim hayatın; yavaşlasam kızıp kornaya basanlar var, hızlansam ceza kesenler...(Pelin)

Önsözü özenle hazırlanmış ancak yazılması yarım bırakılmış bir kitap gibiydi yaşam...Başlangıcı sağlam, sonu belirsiz...(Pelin)

-Elden gel…
-Elden mi geleyim? Oysa ben yanlış duraklara uğramadan gelmek istemiştim sana, elleri sokmadan aramıza…(Pelin)

Kulaklarımda süslü bir küpe oldu aşk; takınca beni tamamladı, çıkarıp yerine koyunca aklım hep onda kaldı… (Pelin…)

Diğer İçeriklerim (237)
Tüm içeriklerim
Savunmam

Yazılarımın, şiirlerimin, öykülerimin; yazdıklarımın ya da yazamadıklarımın, ulaşabildiklerimin ya da ulaşamadıklarımın ve de ayrıca kördüğüm olmuş olan bütün duygularımın; tek sorumlusu, tek suçlusu ve aynı zamanda tek üreticisi bizzat ve bir başıma benim... Bütün suçu üstlenmek suretiyle doğru ya da yanlışın hangisi olduğunu bilmediğimi itiraf ederim...

Suçlamalarda üç noktalara kafayı takmış bir deli olduğum söylense de savunmamda; yaşadığımız böylesi bir karmaşık düzende, dengesiz dünyanın dengeli insanlarından birisi olmaya çalışırken, hayata bir iz bırakma çabasında olduğum yazar sadece...

Bu güne kadar yaptıklarımın hafifletici sebepler olması dolayısıyla şimdi sizlerden tutuksuz yargılanmayı talep ediyorum......

Yaşadığımız garip bir dünya; ama ondan daha da garip olan bir şey varsa o da benim işte... İşte belki tüm bunlardan dolayı ya da belki de sadece kendimden dolayı, her ne kadar adımın ilk harfinin büyük yazılması beni özel yapmaya zorlasa da ben tıpkı geriye kalan harfler misali basit olma çabasındayım... Ama yine de biliyorum ki başka bir ben daha yok bu dünyada ve olmayacak da... :))

Kim miyim ben?

Pelin...

Gün gelir siz de tanırsınız beni...

Saygılarımla...
Takipçilerim (84)
.................................




Pelin ÖZASLAN ©
2008-2017 [...]
Tüm Hakları Saklıdır


17 04 2018

VEDA

VEDA |  görsel 1

 

İnsanın doğum günü kaderidir diyebilir miyiz... Kadere inanıyorsak bu düşünceye inanmamız da gayet mümkün bence...

 

Yarın 6 Temmuz...

 

Yani benim doğum günüm ya da doğduğum günün yıldönümü diyebiliriz. Geriye dönüp baktığım zaman 30 defa yaşamışım bu günü. Hadi bu otuzun beşte birinde çok küçüktüm, hatırlamıyordum diyelim. Geriye kalan günlere baktığımda ilginçtir ki en yoğun ve farklı duyguları 6 Temmuzlarda yaşadığımı görüyorum.

 

İnsan doğduğu günü seçemiyor... Sadece yaşıyor...

 

Oldukça güzel anılar biriktirmişim doğum günlerimde, bir o kadar da üzüntülü olaylar yaşadım son birkaç yıldır... İtiraf etmek gerekirse korkar olmuştum artık bu günün gelmesinden. Sonra kendi kendime dedim ki insan kendi şansını biraz da kendisi değiştirmeli. Bu sefer yeni hayatımın başlangıcı olmalı 6 Temmuz, yaşamaya sil baştan başlamak için güzel bir gün zira...

 

30 yıldır çok insan tanıdım, çok güzel anılar biriktirdim. Doğanın dengesi gereği mutlu da oldum, üzüldüm de... Kimi zaman da belki de üzdüm ama büyük ihtimalle istemeden...

 

Yarın doğum günüm ve yeni bir hayata başlayacağım. Bu sebeple bu gece oturup tüm geçmiş ile hesaplaşma kararı aldım. Bir bir gözden geçirdim her bir dakikayı, her bir saniyeyi. Çünkü istiyorum ki her yeni başlangıç gibi yarın da benim için sadece gelecekten ibaret olsun...

 

Her yüzleşme ayrı bir tecrübedir insanlar için, bu geceden payıma düşen tecrübeler ise oldukça fazla... Sıralamak isterim anlayana...

 

-Öncelikle sevdiklerinizin kıymetini yaşarken bilin, kör kemancı onları alıp götürdükten sonra her şey anlamsız oluyor çünkü... Yarın yanımda olmasını istediğim insanlardan üçünü kaybettim yakın zamanda ama inanıyorum ki onlar yine bir şekilde benim yanımda olacaklar. Diğer yandan ben kör kemancıyla bu kadar uğraşırken onun benden başka insanların da canını yaktığını bilmezdim, bugün öğrendim ve tanışmamın nasip olmadığı bir insanın yaşamdan gidişine üzüldüm, üzülmekten başka çare gelmedi elimden...

 

-İkinci olarak herkesi affettim. Kimseye kırgınlığım kalmadı. Hayat insanı olgunlaştırdıkça bakış açısı değişiyormuş demek ki. Zamanında bu kadar kafaya takıp üzüldüğümüz olaylara bakınca aslında bizim sadece o kriz anını sağlıklı atlatamadığımızı görüyorum. Bunun farkına vardığımız anda ise iş işten çoktan geçmiş oluyor. Geriye dönmek, ikinci şansı yaşamak ise zamandan dolayı aynı tadı vermiyor ne yazık ki... Geriye tek çare kalıyor: Yeniden denemek... Kendimi toparlamam yıllar alsa da bu duruma bile kızamıyorum. Yıllar sürdü ama yeniden denemeyi başardım. Şanssız bir insan olduğumu düşünsem de genelde, bu sefer hayat bana şanslı tarafını gösterdi. Dönüm noktası dediğimiz zamanlar var hepimizin hayatlarında ve o anlarda verdiğimiz kararlar bizim gelecekteki yolumuzu yönlendiriyor. Ne benim suçum yani şu an olduğumuz noktalar ne de siz kendinizi suçlayın artık... Öyle olması gerekiyormuş, öyle oldu...

 

-Evet ben affettim ama sizlerin de beni affetmesi gerekiyor. Kiminizi üzdüm, kiminizi de kırdım belki de istemeden. Hata yapmak insana özgü bir davranış. Ben de bol bol sergiledim bu davranışı. Affedin beni ve aslında beni affederek kendi ruhunuzu serbest bırakın. Bir hayal ile yaşamak mümkün değil, siz de yeni bir başlangıç yaparak artık gerçekleri yaşayın. Belki yine kırılırsınız ya da belki de çok mutlu olursunuz. Yaşamadan bunu bilmek mümkün değil. Yaşayın yine, yeniden...

 

-Güzel anıları seçtim tek tek yaşamın içinden, diğerlerini ise unuttum gitti. Bilirsiniz unutma konusunda elimde olmadan becerikliyimdir. Ah şu benim hafıza problemim... Yeni bir yaşama başlamam güzel anıları yanımda götürmeme engel değil ki... Her şeye rağmen unutulmaz çünkü anılar... Aklımın bir köşesinde hep bir gülümsemeyle hatırlayacağıma söz veriyorum ve teşekkür ediyorum hayata beni güzel anılar biriktireceğim insanlarla karşılaştırdığı için...

 

-İnsanız hepimiz, başımıza her şey gelebilir. Düşeriz, kalkarız, batarız, çıkarız, gerileriz, ilerleriz. Önemli olan bir insanın her döneminde yanında olabilmek sanırım. Bu olgunluğa ulaşabilmem için bu yaşa gelmem gerekiyormuş demek ki. Zamanında uygulayamadım, üzgünüm bu konuda zira... Uygulamayı başardığımda ise olgunluk dediğimiz noktaya ulaşmıştım...

 

Daha nice tecrübeler sıralayabilirim bu geceden payıma kalan ancak çok uzattım yazıyı. Yarın yeni ve güzel bir gün olacak. Bir EVET diyeceğim sadece ve inanıyorum ki sonrasında çok mutlu olacağım...

 

İnanır mısınız bilmem ama sanırım bu da son yazım... Yazamıyorum artık, kilitlendi kalemim... İlham perilerim denizde batalı çok olmuş, ben sadece çırpınmalarını izliyormuşum. Kendimi anlatmaktan öteye gidememiş son yazılarım. Böyle olmamalıydı oysa yazılan yazılar, yazan kişi kendisini uzak tutmalıydı yazıdan, ben bunu başaramadım...

 

Böyle bir yazı yazmaya da hiç niyetim yoktu ancak borçlu hissettim kendimi. Okudum evet... Okuduysam yazmalıydım... Yanıma aldığım güzel anıların hatırına yazılmalıydı, yazdım, pişman değilim... Açık açık yazamazdım, kelimelerimde yıllardır gizlenen anlamlara haksızlık olurdu ama bilirim ki okuyan herkes kendi anlamını bulup çıkaracaktır kelimelerimin arasından...

 

Diğer yandan okuyanlar bana borçlandı şu anda. Borçlarını ödemek için ise benim gibi yeni başlangıçlar yapmaya çaba göstermeleri gerek sadece...

 

Yarın 6 Temmuz...

 

Benim doğum günüm...

 

Yepyeni umutlarla dolu yeni yaşamımın ilk günü olacak... Çok inanıyorum, inanmak istiyorum belki de... Ve biliyorum ki şans artık benim yanımda...

 

Kelimelerimle ve varlığımla çok rahatsız ettim sizleri; bir hatam olduysa af ola... Bir daha buraya uğrayıp tekrar yazı yazmam yıllar sonrasına denk gelebilir ama biliyorum ki bir gün yine döneceğim bu sayfaya...

 

Elveda herkese...

 

Pelin...

5 Temmuz 2018

04:39

 

 

 

                                                                                           NİSAN

 

Yine Nisan oldu aylardan…

Ömrünüzün nice Nisan aylarından birisi daha işte... Kaçıncı oldu bu buluşmanız, alışmış olmanız gerekirdi oysa…

Bu şaşkınlık niye?

Bildiğimiz Nisan; sıcak gibi görünüp aniden insanın içine işleyen soğuk havasıyla dengenizi bozmayı başaran o tanıdık sima…

Her zamanki gibi ısınıyor yine önce hava; havanın sıcaklığına aldanıp kendinizi kandıracaksınız, bir daha hiç üşümeyecekmiş gibi hissedeceksiniz kendinizi, bünyenizi sarıp sarmalayan, üşümenize engel olan tüm kıyafetlerinizi alıp bir kenara atacaksınız.

Bundan sonra üşümem artık diye düşündüğünüz o anda işte hayat size yine ve tekrar gösterecek gerçek yüzünü. En savunmasız olduğunuz zamanı kollayacak, kendinizi güvende hissettiğiniz o zayıf anınızı bekleyecek ve yine yapacak yapacağını.

Öyle bir anda üşümeye başlayacaksınız ki, ne olduğunu anlamaya çalışırken sizi ısıtacak bir giysi aramaya koyulacaksınız. Öyle ansızın olacak ki her şey nasıl oldu da üşümeye başladım ben yine diye düşüneceksiniz. Bir ceket, bir hırka, bir şal arayacaksınız etrafta ama tümünü raflara kaldırdığınızı hatırlayacaksınız.

Üşüyeceksiniz ve üşümeye hazırlıksız yakalanacaksınız bu sefer…

Şaşıracaksınız…

Nasıl oldu da yine hava bu kadar soğudu diye anlamaya çalışacaksınız…

Doğanın fıtratında vardır oysa ki bu geçişler, asıl meselenin buna halen alışamamış olan sizden kaynaklandığını kabul etmeyeceksiniz önce…

Üşüyeceksiniz ve kızacaksınız kendinize…

Hep böyle olmamış mıydı zaten, kızgınlıklarınızın faturasını hep kendinize çıkarmamış mıydınız... Nisan ayının hiç mi suçu yoktu yani… Nedendir ona toz kondurmayıp yine suçu kendinizde aramanız…

Biliyorum, üşüyorsunuz… İliklerinize kadar üşüyorsunuz hem de ama üşüdüğünüzü söylemekten utanıyorsunuz. Ah siz ve sizin şu saçma gururunuz…

Üşüyorsunuz ve üşüdüğünüzü belli etmemek için o sahte yüzlerinizden birisini takınıyorsunuz. Üşüyorsunuz ama yine de suçlamaktan çekiniyorsunuz Nisan ayını… Oysa ki o sizi, sizin onu düşündüğünüz kadar düşünüyor mu acaba… Fark edebiliyor mu ruhunuzun derinliklerine kadar ulaşan titremeleri, çaba gösteriyor mu fıtratını biraz olsun değiştirmek için… Yoksa ben böyleyim, yeterince ısıttım içini artık katlanmalı soğukluğuma mı diyor…

Seviyordunuz oysa ki siz Nisan ayını…

Umut oluyordu yalancı bahara inanıp da dalları çiçek açan o güzel kokulu ağaçlar… Mutlu oluyordunuz cıvıldayan kuş seslerini duyunca… İçinizi ısıtıyordu baharda bir başka kokuyla sizi karşılayan denizi görmek…

Üşüyorsunuz şimdi sadece… Dalları erken çiçek açan ağaçlar döktü çünkü o rengarenk çiçeklerini… Kuşlar sessizliğe büründü Nisan ayının soğukluğu karşısında; ve denize hasret kaldınız yine…

Hak ediyorsunuzdur belki de siz üşümeyi, ne dersiniz… Beyhude bir çabadan öte değildir belki de ısınmaya çalışmanız…

Suçlamak mı lazım şimdi bu durumda Nisan ayını yoksa her zamanki gibi kendinizi mi suçlayacaksınız üşüdüğünüz için…

Cevabı çok iyi biliyorum, söylemeyin lütfen… Sessiz kalın bu sefer…

Üşümeye devam edin siz…

Ne ben bırakabilirim yazı yazmayı ne de siz üşümekten kurtarabilirsiniz kendinizi…

Bizden adam olmaz; işte bilmez ki Nisan ayı bizim bu zayıflığımızı… Kendisini yılın kralı zanneder; yaşar, gider, biter…

Yine Nisan oldu aylardan…

Ve ben çok üşüyorum…

 

Pelin…

Nisan/2018

0
0
0